ÇİN TÜRKİYE'YE SATTIĞI AŞIYI NEDEN KULLANMIYOR? KONUNUN UZMANI PROFESÖR AÇIKLADI

Prof. Dr. Dilek Arman, Çin’in Türkiye’ye sattığı Coronavac aşısını neden kendi uygulamadığıyla ilgili, “Çünkü Çin’de bizdeki gibi büyük bir salgın yok. Çin, son dönemde ülke dışından gelenlerle birlikte 100’lü sayılarla ifade edilecek vaka sayılarına ulaştıysa bile, bizim gibi acilen salgını sonlandırmak üzere bir silah gereksiniminde değil” dedi.Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Arman, Türkiye’de yeni uygulanmaya başlanan Kovid-19 aşısıyla ilgili merak edilen sorulara yanıt verdi.

ÇİN TÜRKİYE'YE SATTIĞI AŞIYI NEDEN KULLANMIYOR? KONUNUN UZMANI PROFESÖR AÇIKLADI
21 Ocak 2021 - 10:40 - Güncelleme: 21 Ocak 2021 - 11:04
Kovid-19 için henüz bilinen etkili bir tedavi yöntemi olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Dilek Arman, “Şu anda da dünyanın hali, bize aşıdan başka bir çıkış yolumuzun olmadığını gösteriyor. Bulaşın önlenmesi için çeşitli toplumsal önlemler alınsa da yayılımın önüne geçilemiyor. Özellikle virüsün son dönemdeki ‘mutant suş’unun (değişim gösteren türünün) de ortaya çıkmasıyla, tüm dünyada çok katı önlemler alan ülkelerde de dahil olmak üzere, salgın yayılmaya devam ediyor. Bu durum bize gösteriyor ki, aşıdan başka bu salgının sonlandırılmasını sağlayabilecek bir koşul şu an için söz konusu değil” diye konuştu.



“ANTİKORLARIN VÜCUTTA KALIŞ SÜRESİ 3 AY CİVARINDA”
“Koronavirüsü ayakta fark etmeden geçirirken aşı olursam, hastalığım daha mı ağır geçer; neden?” sorusunun yanıtına Prof. Dr. Arman, “Sinovac aşısı aslında bildiğimiz teknolojiyle üretilen bir aşı (inaktif aşı) olduğu için geçmiş bilgilerimizden yararlanarak şunu söyleyebiliriz; aktif Kovid-19 hastalığına sahip kişi hastalığı belirtisiz atlatıyorsa, aşı olmasının hastalığın hafif geçirilmesine katkısı olabilir. Bunu dışında aşının kişiye herhangi bir kötü etkisi olacağını beklemiyoruz” diyerek cevap verdi.



“Koronavirüs enfeksiyonu geçirdikten sonra aşı olmak için ne kadar süre beklemesi gerekir?” sorusuna ise Arman, “Koronavirüs geçiren kişilerin yüzde 5-10’unda hiç antikor oluşmuyor. Burada tabi ki antikorun niteliği ve hücresel bağışıklık yanıtı gibi başka detaylar da var ama bunların bir kısmı hakkında henüz bilgilerimiz tam değil. Ama şu ana kadarki deneyimlerimize göre antikor oluşturmayan kişiler, hastalığın hemen arkasından aşılanabilir. Antikorların kalıcılığı konusunda ortalama 6 aya kadar bir beklenti söz konusu ancak pek çok uygulamada gözlemlediğim kadarıyla antikorların vücutta kalma süresi ortalama 3 ay civarında oluyor. Hastalığı atlatan kişilerin eğer antikor oluşturup oluşturmadığına baktırma şansları yoksa kabaca 3 ay sonra aşılanmalarının uygun olacağı düşüncesindeyim. Koşullar antikor baktırmak için uygunsa aralıklarla antikor kontrolü yaptırılması faydalı olacaktır” diye konuştu.

“AŞI SONRASI UYKU VE BESLENME DÜZENİNE DİKKAT EDİN”
Vatandaşın aşı olduktan sonra neler yapması gerektiğiyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Arman, “Mümkün olduğu kadar günlük yaşam değişiklikleri yapmamak, immun sistemi sağlam tutacak davranış modellerini sürdürmek en doğrusu. Uykumuza dikkat edelim, dengeli beslenelim, bu dönemde protein eksiği olmasın. Antikorun gelişme süresi normalde 7-10 günden itibaren başlar ama bu hastalıkta 3 hafta gibi bir süreye tekabül ediyor. Bu nedenle her zaman dikkat edilmesi gereken temizlik, maske ve mesafe kurallarına aşı döneminde biraz daha titizlikle uymak gerekiyor” ifadelerini kullandı.



“İnaktif aşılar özellikle yan etki profili açısından en güvenli aşılardır diyebiliriz. Bu anlamda baktığımızda aşıdan yan etki nedeni ile çekinmeyi gerektirecek bir durum yok. Grip aşısı yumurta proteininde üretildiği için herkesin aklında ‘Yumurta alerjisi olanlar Kovid-19 aşısı olabilir mi’ sorusu var. Ancak Sinovac aşısı yumurtadan üretilmiyor. Dolayısıyla, bunun yumurta alerjisiyle bir ilgisi yok. Bildiğimiz kadarıyla inaktif aşılarda özellikle ‘alerji riski’ diye bildirebileceğimiz bir durum yok ama özellikle hastalığı geçirmiş kişilerde yani antikoru pozitif olanlarda (çünkü çalışmalar bunları kapsamadı) nasıl davranacağını bilmiyoruz.

Bu yüzden bütün aşılarda olduğu gibi, kişilerin aşılar uygulandıktan sonra 30 dakika süre ile gözlemde olması gerekiyor. Çok yüksek oranda yan etki olmasını beklemiyoruz. İnaktif aşılar yan etkileri açısından oldukça güvenilirdir. Dolayısıyla sadece şu şekilde bir önlem olabilir: Şu anda birinci doz aşılar yapılıyor, bu sırada alerjik bir reaksiyon gelişen kimse olursa, ikinci dozu yaptırmaması önerilebilir. Aşının içinde çok düşük miktarda alüminyum vardır. Alüminyum, çok fazla alerji riski yüksek olan bir ajan değildir. Dolayısıyla bu anlamda sadece lokal reaksiyonlar beklenebilir. Her aşıda olabilen, aşının yapıldığı yerde ağrı, ısı artışı, şişlik, bazen halsizlik, baş ağrısı, ateş gibi yan etkiler de Faz 3 çalışmalarında bildirilen belirtiler arasındadır. Genellikle bu belirtiler kısa süreli olarak gelişir ve geçer. Hastaneye gitmeyi gerektirecek kadar şiddetli yan etkiler değillerdir.”

“GEBELER VE KEMOTERAPİ ALANLARA İSTEĞE BAĞLI UYGULANABİLİR”
Kimlerin aşı olması, kimlerin kesinlikle aşı olmaması gerektiği hakkında konuşan Arman, “İnaktif aşılar gebe ve ‘immün suprese’ (bağışıklığı baskılanmış) dediğimiz kanserli, kemoterapi alan hastalar veya HIV pozitif olanlar da dahil herkeste güvenle uygulanabilir aşı kategorisindedir. Ancak inaktif koronavirüs aşısı için yapılan çalışmalarda bu gruplar yer almadı. Risk gruplarından özellikle sağlık çalışanları ve 65 yaş üzeri kronik hastalığı olanlar için aşı olmayı öneririz. Risk grupları ile birlikte yaşayan/ bakım verenlerin de aşılanması influenza gibi solunum yolu ile bulaşan diğer enfeksiyonlar için aşılanmada ön sırada önerilen gruplardır. Ama şu anda aşı olmanın bulaştırıcılığı engelleyip engellemediğini bilmiyoruz; bu nedenle bu grubu hemen dahil edemeyiz. Yine de ilk planda mutlaka aşılanması gerekenler kişilerdir.

Gebeler ve emziren anneler için aşı konusu şu anda için bir soru işareti çünkü çalışmada yer almıyor. Sağlık Bakanlığı’nın bizlere gönderdiği uygulama talimatında “Bu kişiler için risk yarar-zarar analizine göre karar verilmelidir” diyor. Bu kişiler eğer sağlık çalışanıysa ve çalışmaları gerekiyorsa, ben aşılanabilirler düşüncesindeyim. Ama riski olmayan, toplumda yaşayan ve çalışmayan bir gebenin aşı olmasındansa; izolasyon kurallarına dikkat etmesi, sosyal mesafe, maske ve el hijyeni uygulamalarını dikkatle uygulaması çok daha güvenli olacaktır” diye konuştu.

Merak edilen sorulardan biri olan, “Kovid-19 aşısı olan bir kişinin virüs bulaştırma ihtimali var mı? Solunum yoluyla olmasa da temas yoluyla böyle bir risk oluşturur mu?” sorusuyla ilgili Arman, aşı olan kişinin virüsü etrafına bulaştırmayacağına dikkat ederek, şöyle konuştu:

“Aslında Kovid-19 aşısı olan kişinin virüsü bulaştırması beklediğimiz bir durum değil. Normalde koronavirüs bildiğimiz gibi solunum yoluyla bulaşıyor. Üst solunum yolundan alınıyor ve alt sonum yoluna ulaşıyor. Oysa biz aşıyı hem inaktive aşı olarak hem de virüsün normal vücuda girdiği yol dışında başka bir yerden (koldan) uyguluyoruz. Dolayısıyla, böyle bir durum olması beklenmiyor. Söylediğimiz grip benzeri yan etkiler de belki o inaktive virüse reaksiyon sonucunda gelişen durumlar ama çok yaygın görülmediğini biliyoruz. Bulaştıracak bir yer yok. Bir başka ifadeyle, aşıyla koronavirüsü biz solunum yolundan almıyoruz ki, solunum yolundan geri dışarıya çıkaralım. Dolayısıyla, giriş yolu farklı olduğu için virüsü vücudumuzun dışına çıkartıp da bulaştırabileceğimiz bir çıkış yolu yok. Bu yüzden de kastan enjeksiyonla verilen virüsün solunum yolundan gelip de elimize, burnumuza bulaşma olasılığı söz konusu değil. O yüzden aşı yapılan kişinin etrafına temas yoluyla da virüsü bulaştırma olasılığı yok.”

“AŞI OLDUKTAN SONRA KORONAVİRÜS OLUNMAYACAĞININ GARANTİSİ YOK”
“Aşı olduktan sonra yine de koronavirüse yakalanabilir miyiz?” sorusunda da Prof. Dr. Arman, “Aşı olduktan sonra Kovid-19 olmayacağımızın garantisi yok. Koronavirüse yakalanabiliriz. Eğer koronavirüse yakalanırsak, o zaman etrafımıza bulaştırmamız söz konusu olabilir. Başta da söylediğim gibi, aşı enfeksiyonun ağır geçirilmesine karşı çok daha yüksek oranda koruyucu oluyor. Tabi ki hastalığın geçirilmesine karşı koruyuculuğunu da bekliyoruz ve istiyoruz. Ama yüzde 100 değil bu oran. Hiçbir aşı için yüzde 100 koruma söz konusu değildir zaten” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Arman, “Grip aşısı olan kişinin Kovid-19 aşısı olmak için ne kadar süre beklemesi gerekir? Zatürre aşısı olan Kovid-19 aşısı da olabilir mi? Aradan ne kadar süre geçmeli?” sorusuna, “Aslına bakarsanız bunların hepsi inaktif aşı gurubunda dolayısıyla standart bilgilere göre aralarında süre bırakmaya gerek yok. Ama bu yeni bir aşı olduğu için grip ve zatürre gibi inaktif aşılarla arada 15 gün bırakılması öneriliyor. Eğer kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği gibi canlı aşılar yaptırıldı ise bu durumda da aşılar arasında 1 ay süre bırakılması öneriliyor” cevabını verdi.

ATEŞLİ HASTALIK GEÇİRİYORSANIZ AŞIYI ERTELEYİN!
Aktif grip veya başka bir enfeksiyonu olanların aşıyı olup olmamasıyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Arman, “Akut ateşli hastalık sırasında hiçbir zaman aşı yapmak istemeyiz. Bu doğru bir uygulama olmaz. Kovid-19 aşısı için de akut ateşli hastalık geçirildikten sonra aşı yapılmalı ki immün yanıt iyi olsun” dedi.

METAL ALERJİSİ OLAN AŞI OLMAMALI MI?
Metal alerjisi olanların aşı olmasıyla ilgili konuşan Prof. Dr. Arman, “Çeşitli metallerle ciltte oluşan reaksiyonlarının “metal alerjisi” olarak tanımlandığını düşünüyorum. Ancak bu aşının kontrendikasyonları (olumsuz durumlara yol açabilecek yan etkileri) arasında metal alerjisi gibi bir tanımlama yer almıyor” diye konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum